Rojava ve FairCoop

 
Yazar: Bashur

Günümüzde askeri ve siyasi kapasitelerde birçok aktör ve örgüt içeren Kürt Hareketi için "Apoist" kavramı bir devlet kurma fikrinden uzaklaşmıştır. PKK lideri Abdullah Öcalan'ın yakalanması ve ardından İmralı'da hapsedilmesi, hapis sırasında geliştirdiği tezlerle paradigma değişikliğine gidildi ve Kürt Hareketi, Kürdistan'ın dört parçası için Demokratik Konfederalizm ve Demokratik Özerklik adlı bir örgütlenme modeli savundu.

Daha fazla bilgi için, Kürdistan bölgesi 1516'da Qasr-e Şirin'de Osmanlı ve Safevi (Persler) arasında imzalanan anlaşma ile iki parçaya bölündü ve daha sonra 1923'te 16 Mayıs 1916'da Lozan şehrinde Fransa ve ingiltere arasında imzalanan Sykes-Picot anlaşması ile 4 parçaya bölündü ve şimdi:

''Bakur'' - North (Türkiye), 

''Başur'' -South (Irak), 

''Rojhilat'' -Est (İran) 

 ''Rojava'' -West (Suriye)  olarak tanınır ve Kürtler kendi devleti olmayan ve yaklaşık 40.000.000 nüfusa sahip olan bir halktır (https://en.wikipedia.org/wiki/Sykes%E2%80%93Picot_Agreement).

 

Bölgedeki bunalım ve çıkış hamlesi

Toplumsal bunalım, sistemin kendini sürdürülemez duruma düştüğü dönemleri dile getirir. Sorun kavramına nazaran daha genel bir anlama sahiptir. Bunalımlar daha çok devrevi karakterli iken, sorunlar olay, olgu, ilişki ve kurumlarda günübirlik yaşanır. Siyasal, ekonomik ve demografik alanlardan kaynaklı olanlar gibi, jeobiyolojik olanlarda vardır. Hiyerarşi ve devletin ( genelde iktidar kurumları) gelişmediği toplumlar ağırlıklı olarak jeobiyolojikseldir. 

İktidar kaynaklı bunalımlar, gerek savaş tekniğiyle, gerekse mali, ticari ve endüstriyel araçlarla sağlanan kar oranlarının sürekli düşmesiyle yaşanır. Savaşların maliyeti kazancını aşınca, başka araçlar ile giderilmemesi halinde toplumsal bunalım kaçınılmazdır. Konjöktürden ( Kapitalist sistemlerde bunalım süreleri genellikle 5 ile 100 yıl arasında değişir) kaynaklı olan bunalımlar daha da uzarsa sistemik bunalıma dönüşür. Artık sistem altında toplumun sürdürülemezliği söz konusudur. Sistemin yapısı dağılarak, yeni sistemsel yapıların gelişmesi için kaotik bir ortam doğar. Toplumsal güçler içinde ideolojik ve yapısal hazırlıklarına göre daha gelişkin yanıtları olanlar, yeni sistem inşasında başat rol alma şansına ve misyonunu kazanmış olurlar. 

Özellikle düz çizgisel tarih anlayışlarının yeni bir kaderci anlayışla toplum biçimlerini belirlemeye çalışmaları çok olumsuz sonuçlar vermiştir. Toplum gibi çok karmaşık bir doğayı mühendislik çalışmaları biçiminde projelendirmek tarih boyunca bunalımlara çare bulmak şurada kalsın, bunalımları daha da derinleştirmiştir. Tüm çıplaklığı ile günümüzde yaşanan Suriye örneği ve oynanan oyunları, yapım aşamasında olan bir tablo misali izlemekteyiz.

Tüm toplumsal kesimler bunalımlardan etkilenir, ancak marjinal olan bazı toplum düşmanları süreçten kazançlı çıkabilir. Kadın erkek odağından ve hiyerarşisinden, köle efendisinden, köylü ağasından, memur amirinden, işçi patronundan, tüm toplum iktidar tekellerinin baskı ve sömürü aygıtlarından olumsuz etkilenir. Zarar görür, sömürülür, baskı ve işkenceye uğrar. İktidar ve tekellerinin çözüm olarak sundukarı ise daha yoğunlaşmış iktidar biçimleri ve sömürü yöntemleridir. Bunun karşılığı ise sürekli direnme ve ayaklanmalardır, karşı savaşlardır.

Ortadoğu toplumu ekonomik değerler için tarih öncesi ve sonrasında öncülük yapma şansına sahip olmuştur.  Ekonominin ne olduğunu bilir. Anlamakta göçlük çektiği şey kapitalizm denen vampirin ekonomi adı altında başına yığdığı felaketlerdir, gerçek ekonomik soykırımlardır. 

Kapitalizmin başat varlığı ekonomik yaşamın bir vazgeçilmezi değil, bir baş belası, kanserojenidir. Sadece petrol, gaz, su, otomobil gibi çevreyi yıkan, toplumu savaşa boğan amaçlı alanlarda yürüttüğü faaliyetleri çözümlendiğinde bu gerçeklik daha iyi anlaşılır. Yine topumun yarısından fazlasını işsiz, mesleksiz, göçer, ailesiz yığınlara dönüştürmesi felaketin büyüklüğünü daha anlaşılır kılar. 

Ortadoğu toplumlarında aşiret bünyesinin giderek daralmasından ötürü oluşan ve aşiret, kabile niteliği giderek silinen Arap kavmiyetinden Bedevi halkı, Türk kavmiyetinden Türkmen halkı, Kürt kavmiyetinden Kurmanc halkı demokratikleşmenin ve demokratik toplumun temel harcı durumundadır. Demokratik ideoloji ve politik hareket öncelikle bu kesimleri örgütlemek durumundadır. Bu kesimler demokratik modernitenin temel güçlerindendir. 

Yine tek tanrılı dinlerin ana mekanı olarak tüm mezhepleri, özellikle azınlık bırakılmış Ezidileri, Alevileri, Süryanileri, Ermenileri, Helenleri, Yahudileri bölgenin kültür hazineleri olarak değerlendirip birer enstitü veya akademi olarak inşa etmek ve mensuplarına her koşul altında eşit, özgür ve demokratik yaşam koşulları tanıyarak demokratik modernite kapsamında değerlendirmek vazgeçilmez tarihsel ve toplumsal bir görevdir. Rojava hareketi bunun gerçekleşmesi için Abdullah ÖCALAN'ın fikirleri doğrultusunda öncülük eder durumdadır ve bu yüzden birçok gücün hedef tahtasında yerini korumaktadır.

Bu süreç boyunca Rojava'daki fiili durum, Demokratik Özerkliğin üç kantonun birleştirildiği birleşik bir deneyim olarak genişlemesini kolaylaştırdı. Bu nedenle, ideolojik-politik projeyi ve Kürtleri oluşturan deneyimleri yakından incelemek ve değerlendirmek, kendi kendini yönetme ve özerklik taleplerini, barış ve çözüm süreci ile kolektif geleceğe ilişkin tartışmalar için hayati öneme sahip gibi görünüyor.

 

Endüstriyalizm ve ekoloji

Endüstriyalizmin sürdürülemezliğinin açığa çıkmasında ekoloji hayati bir rol oynamıştır. Eğer bir sistem çevreyi, yani yaşamın vazgeçilmez ortamını sürdürülebilir olmaktan çıkarıyorsa, bu sistemin hiçbir gerekçeyle savunulamayacağı açıktır.  Endüstriyel kapitalizm çağında sistem sadece gerçek anlamıyla barbarlaşmamıştır, yaşamın gerçek Azrail'i haline gelmiştir. Ünlü kavramın, sanat, spor ve seksin endüstrileşmesi toplumun ahlaken ve vicdanen tükendiğini gösterir. Maddi ve manevi kültür olarak toplumun tüm alanlarında endüstrileşme, ulus-devletleşme ve kapitalistleşmenin ekolojik duvara çarpması, sadece özgür-demokratik topluma değil, yaşamın kendisine bir çağrıdır. Rojava bu ekolojik duvarı kendi bünyesinde inşa etmesi ve sanal para ile sağlamlaştırıp ilerlemesi bir çok açıdan faydalı ve geleceğe dönük iyi bir yatırım olacaktır. 

Endüstri ekolojik çağa başkaldıran çağ olarakta varsayılabilir, ama ekolojiye başkaldırmak ise kıyamete gidiştir.Çünkü endüstriyel çağın toplumu bütün alanlarda akolojisini geliştirmeden yaşamını sürdüremez. Abdullah ÖCALAN'ın değimiyle, ''nasılki demokratik anayasalar Leviathan'ı (ulus-devler canavarı) sınırlamak amaçlı iseler, endüstriyalizm canavarını sınırlayacak olan da ekolojidir''. 

Abdullah Öcalan'ın Rojava Ekonominin Geliştirilmesi ve Güçlendirilmesi Merkezi tarafından hazırlanan "toplumsal ekonomi" başlıklı yazılarında ekonomiye yaklaşım demokrasinin, ekolojinin ve kadınların kurtuluşunun üç temel direğine dayanıyor. Bu ilkeler, demokratik özerklikte toplumsal ekonominin sınırlamalarını ortaya koymaktadır. Komünal ya da toplumsal ekonomi, konseyler, belediyeler ve kooperatifler tarafından inşa edilecektir.

 

Ekonominin ilk sahibi kimdir?

Garip gelebilir, ama bütün istila ve sömürgeye rağmen, ekonominin gerçek sahibinin hala kadınlar olduğuna inanıyoruz. Ekonomiyi sosyolojik bir perspektiften anlamlı bir şekilde değerlendirmek istiyorsak, kadını (ev sahibi olmak kadar, çocuklar bağımsız olanadek  taşıyan, büyüten, yetiştiren ve besleyen) temel güç olarak görmeliyiz.

Bu sosyolojik temelli cevap, gerçeğe çok daha saygılıdır.Ekonomi ve biyoloji arasındaki ilişkiyi görmezden gelmez.Ziraat devriminin ana aktörü olarak bugüne dek milyonlarca yıldır bitki toplayıcı olarak, sadece evin içinde değil, aynı zamanda ekonomik yaşamın birçok alanında, her zaman tekerleği döndüren kadındır.Eski Yunanlılar binlerce yıl önce bu hakikati belirlediler ve kadının hane yönetim ekonomisine adını vererek bunu kabul ettiler.

Kadından sonra ikinci sıradakiler köle, serf ve işçi kategorisine girenlerdir.

Sonsuz, acımasız yöntemlerle, emperyal güçlerin artı-ürün ve değeri ele geçirebilmeleri için emeğini temin eder ve onları en katı tasma altında tutar. Rojava'nın bu ekolojik duvarını kadın eliyle inşa etmesi,  zemin ve altyapısını FairCoin ile sağlamlaştırması, birçok yönden yararlı ve gelecek için iyi bir yatırım olacaktır.

Bü yüzden, sistem için çalışmak, modern kölelik olarak anlamamız gerekir ki buna karşı güçlü bir alternatifimiz olan FairCoop'u destek ve başarıya ulaştırabilelim. Rojava sistemi, toplumu kapsayacak şekilde gerçek ve adil bir ekonomik alternatif olan FairCoin'i kuşullar elvedikçe gündeme alıp, pratiğe geçirilmesi lazım. Bu yönde kendi içinde kulanımı, teşviki ve gerekli olan kolaylıkların sağlanması gerek.

Demokratikleşmede bölgeye öncülük eden Rojava halkları, ekolojik ve doğa dostu olan kendi alternatif ekonomisini yaratmada da öncülük etmelidir. Böylece inşa edilen yapıt sağlam bir zemine kavuşacaktır. 

Sonraki yazımızda Rojava'daki Faircoin ilerleyişini değerlendirmek umudu ile ve yerleşen sistemler hakkında daha fazla bilgi edinmek için aşağıdaki linki ziyaret edebilirsiniz: https://cooperativeeconomy.info/co-ops/rojava-bakur/rojava/

Brought to you by the multi-lingual FairCoop community. Visit the FairCoop main website or FairCoin. | CMS Login

To top